Kürt tarihinde 1514 Çaldıran Savaşı ile başlayan toprak bölünmesi, sadece siyasi sınırları değil, aşiret ve bölge odaklı aidiyetleri de pekiştirerek 'bölgecilik' olgusunu güçlendirmiştir. Bu durum, ulusal kimliğin önünde bir engel teşkil etse de, tarihsel süreçte aşiret ve bölge aidiyetleri toplumsal düzenleme işlevi görmüştür. Günümüzde siyasi partilerin kendi nüfuz alanlarını oluşturması ve kaynak dağılımındaki eşitsizlikler, bireyleri savunma mekanizması olarak alt kimliklere yönelterek bölgeciliği derinleştirmektedir.

Bu sorun sadece Irak Kürdistan Bölgesi ile sınırlı kalmayıp, parçalı yapıdaki tüm Kürt coğrafyasında benzer dinamiklerle varlığını sürdürmektedir. Bölgeciliğin aşılması için eğitim reformları, kapsayıcı bir ulusal anlatı ve parti üstü devlet kurumlarının inşası hayati önem taşımaktadır. Sonuç olarak, yerel kimliklerin yok edilmesi değil, bunların daha geniş bir ulusal çerçevede birleştirilmesi, Kürt toplumunun iç ve dış sınamalar karşısında daha güçlü bir duruş sergilemesini sağlayacaktır.