Feyli Kürtlerin maruz kaldığı soykırımın üzerinden 46 yıl geçmiş olmasına rağmen, toplumsal hak arayışları hala mağduriyet söylemi ve geçmişin acılarıyla sınırlı kalmaktadır. Yazar, Feyli Kürt aydınlarının artık sadece geçmişin yasını tutmak yerine, haklarını profesyonel ve organize bir stratejiyle savunmaları gerektiğini vurgulamaktadır. Mevcut siyasi atmosferde sadece kurban rolünü oynamanın hakları geri kazanmaya yetmediği, aksine somut bir siyasi ve hukuki duruş sergilenmesinin zorunlu olduğu belirtilmektedir.

Feyli Kürtlerin kimliklerini ve varlıklarını kabul ettirebilmeleri için modern iletişim araçlarını kullanarak etkili bir lobi ve hafıza çalışması yürütmeleri gerektiği ifade edilmektedir. Sonuç olarak, Feyli Kürtlerin mücadelesinin bir 'hafıza savaşı'ndan ziyade, ulusal düzeyde bir 'statü savaşı'na dönüştürülmesi çağrısı yapılmaktadır. Bu dönüşüm, mağduriyet edebiyatından vazgeçip, hak sahibi bir özne olarak siyasi ve toplumsal alanda kalıcı bir etki yaratmayı hedeflemektedir.