Kamuoyunda sıkça dile getirilen 'Halk, krallarının dinindedir' sözü, iktidarın toplumsal davranış üzerindeki etkisini tartışmaya açan bir okuma olarak öne çıkıyor. Bu yaklaşıma göre, yöneticiler dürüstlük, hukuka saygı ve çalışma disiplininde örnek oluşturduğunda bu değerler devlet kurumlarına ve oradan da vatandaşa taşınır. Buna karşılık yolsuzluk ve kayırmacılığın yayılması durumunda topluma ulaşan mesaj değişir ve bir kesim, çıkarlarına ulaşmanın yolunun hukuku aşmak olduğu algısına kapılır.

Toplumların yalnızca sloganlarla değil, günlük uygulamalarla inşa edilebileceği; bu uygulamaların ise devletin en üst kademesinden en küçük birimine kadar uzandığı vurgulanıyor. Kendini denetleyen bir liderlik, sorumluluk kültürü oluştururken söz ile eylem arasındaki tutarsızlık genel güveni zayıflatıyor. Uluslararası örneklerde başarılı devletlerin sonucu, ülke çıkarını kişisel çıkarların üzerinde tutan bir yönetim anlayışına dayanıyor.

Bu çerçevede toplumu düzeltmenin, onu yönetenleri düzeltmekten ayrı düşünülemeyeceği, örnek davranışın toplumsal etkiyi, etkinin de geleceği şekillendirdiği belirtiliyor.