Irak ve Kürdistan Bölgesi’nde son yirmi yılda yaşanan halk hareketleri, özellikle 2019 Ekim ayaklanması, gençlerin öncülüğünde sokaklarda yeni bir siyasi bilinç oluşturdu. Sol hareket bu gösterilerin içinde yer alarak organizasyon, savunma ve söylem üretiminde etkin bir rol üstlendi, ancak saha varlığını kalıcı ve birleşik bir siyasi güce dönüştüremedi. Kasım 2025 seçimlerinde sol ve ilerici listelerin parlamentoya girememesi, bu yapısal sorunları daha görünür hale getirdi.
Sol, teorik ve kopuk bir dil yerine günlük yaşamın dertlerinden yola çıkan, somut çözümler sunan bir söylem geliştirmeli, dijital araçları etkin biçimde kullanmalı, kadın ve gençlerin karar organlarında fiili temsilini sağlamalıdır. İşçi sendikaları, meslek kuruluşları, öğrenci ve kadın örgütleri parti cephesi haline getirilmeden bağımsız ve demokratik yapılar olarak güçlendirilmeli; sokak eylemi, sendikal mücadele ve seçim çalışması birbirini tamamlayan bir stratejiyle bütünleştirilmelidir. Latin Amerika ve Avrupa’daki deneyimler, birleşik bir program, esnek örgütlenme ve toplumsal tabanla sürekli bağı olan sol yapıların kalıcı sonuçlar üretebildiğini göstermektedir.
Iraklı sol güçlerin son dönemde bu yönde bir araya gelme girişimi, parçalanmadan birlik ve yenilenmeye doğru atılmış önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir. Asgari ortak program, demokratik işleyiş ve kuşatıcı yapı üzerinde kurulacak çatı örgütlenme, solun tarihsel toplumsal rolünü yeniden üstlenmesinin yolunu açabilir.