1979'daki İran devriminden bu yana ABD ile İran arasında süren çatışma, nükleer program ve bölgesel nüfuz mücadelesi ekseninde şekillendi. Bu dönemde uygulanan kapsamlı yaptırımlar İran ekonomisini olumsuz etkilese de Tahran'ın yerli sanayi ve askeri kapasitesini güçlendirmesine yol açtı. Bölgede İran, önemli askeri ve sanayi altyapısına sahip bölgesel güçlerden biri haline geldi.

Savaş ve ambargolardan en çok etkilenen ülkelerden biri olan Irak, 1980-1988 İran-Irak Savaşı, 1991 Körfez Savaşı sonrası on iki yılı aşan ambargo ve 2003 sonrası terör ile istikrarsızlık nedeniyle ciddi kayıplar yaşadı. Irak, coğrafi konumu nedeniyle ABD-İran geriliminden doğrudan etkileniyor; devlet gelirlerinin yüzde 90'ından fazlasını oluşturan petrol ihracatı Basra Körfezi üzerinden yapıldığından Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir kesinti ülke ekonomisini ağır biçimde vuruyor. Tahran da yaptırımlar, yabancı yatırımların düşmesi ve petrol ihracatındaki kısıtlamalar nedeniyle büyük ekonomik kayıplara rağmen devlet yapısını koruyarak alternatif ortaklıklar aradı.

ABD ile İran arasında olası bir anlaşma, yaptırımların hafiflemesi, İran petrolünün pazara geri dönmesi ve Körfez'deki gerilimin azalması anlamına gelebilir. Irak açısından bu durum, yatırımların artması, petrol ihracatının güvenceye alınması ve Bağdat'ın çatışma alanı olmaktan çıkıp diplomatik bir köprü rolü üstlenmesi için fırsat oluşturuyor.