Kolombiyalı uyuşturucu kaçakçısı Pablo Escobar, 1980'lerde Medellín Karteli'nin lideri olarak dünya kokain ticaretinin büyük bölümünü kontrol etti ve "kokain kralı" unvanıyla tanındı. Resmi anlatı, Escobar'yı modern tarihin en tehlikeli suçlusu olarak sunarak insanlık tehdidi gerekçesiyle devlet tarafından etkisiz hale getirilmesini meşrulaştırdı. Ancak olayların ayrıntılarına bakıldığında, ahlaki mücadele söyleminin arkasında daha derin siyasi hesapların bulunduğu değerlendiriliyor.

Sınır ötesi nüfuz kuran ve görünmeyen ekonomik dengelerde söz sahibi olan Escobar, büyük devletlerin kontrol dışı gördüğü bir aktör haline geldi. Ona karşı yürütülen operasyonların insanlık gerekçesi, ahlaki motivasyondan çok siyasi bir söylem aracı işlevi gördü. Bugün benzer gerekçelerle yürütülen müdahaleler, uluslararası sistemin çifte standardını gözler önüne seriyor.

Escobar'nın sonunun, küresel güçlerin çıkarlarına artık hizmet etmeyen figürleri tasfiye etme pratiğinin bir örneği olduğu vurgulanıyor.