Kurumları zayıf, liyakat ve dürüstlük ölçütleri aşınmış devletlerde iktidar, anayasa veya seçimlerden çıkıp fiilen “yavru halka cumhuriyeti”ne dönüşüyor. Bu düzende karar alıcıya kimin ulaştığı, neyi duyup neyi duymadığı, yani “yavru halka” denilen çevre, çoğu zaman resmi karardan daha belirleyici hale geliyor. Olgu, yalnızca başkanlık veya başbakanlık ofislerinde değil; aşiret, ağa ve yerel ileri gelen kültüründen beslenen ve zamanla siyasi gruplara, bakanlıklara ve üst bürokrasiye uzanan bir yapıda karşımıza çıkıyor.

Bu çevre, görev dağılımından bilgi akışına kadar geniş bir alanda fili bir paralel güç oluşturuyor; liyakat yerine lidere yakınlık, başarı yerine sadakat ölçüt haline geliyor. Sonuçta bağımsız sesler dışlanıyor, gerçekçi uyarılar “sorun çıkaran”a dönüşüyor ve kararlar dar bir çıkar çevresinin korkuları ve hesapları doğrultusunda şekilleniyor. Modern devletin inşası için anayasa ve seçimlerin yanı sıra karar süreçlerinin bu parazitik çevreden arındırılması, danışmanlık makamının yalakalıkla değil uzmanlıkla tanımlanması gerekiyor.