2003’ten bu yana Irak toplumunun siyasi manzaradan yıprandığı ifade ediliyor. Yazıda, siyasette öne çıkan söylemlerin samimiyetsizlik ve dar çıkarlar için kullanıldığı belirtiliyor. Irak’ın yeni bir ülke gibi sıfırdan başladığı yönündeki yaklaşımın, köklü tarih ve medeniyeti gölgede bıraktığı görüşüne yer veriliyor.
Halkta oluşan karamsarlığın yalnızca siyaset ve ekonomiyle sınırlı kalmadığı, sosyal hayata da yayıldığı aktarılıyor. Metin, gerçek bir değişimin geçmişi reddetmeden, tarihsel birikimi temel alması gerektiğini savunuyor. Ayrıca savaş sonrası dönemde tıp, mühendislik ve üniversite öğretim üyeleri gibi alanlarda yetişmiş kadroların dışlandığı, bunun da göçe kapı araladığı ifade ediliyor.
Yazıda, devlet yönetiminde uzmanlığın ve kamu güveninin yeniden güçlendirilmesinin toplumsal toparlanma için temel olduğu vurgulanıyor.