Kur'an-ı Kerim'de insanların üstünlüğünün takva ile ölçüldüğü, soy ve kabileye dayalı ayrıcalığın reddedildiği ilkesi yer alıyor. Buna karşın İslam siyasi geleneğinde Kureyş kabilesinin imamet ve hilafet makamı için tercih edilmesi anlayışı tarih boyunca önemli bir yer tuttu. Hanefi ve Şafii gibi mezheplerin önde gelen fıkıh alimleri, Kureyş soyunun üstünlüğünü savunan hadisi delil olarak kullandı.

Ancak bu hadisin yorumlanmasında farklı görüşler de mevcuttu; bazı alimler bunu dönemin toplumsal dengelerini yansıtan tarihsel bir tespit olarak değerlendirdi. Zamanla bu kabilesel tercih anlayışı, dönemin siyasi şartlarına bağlı geçici bir uygulama olmaktan çıkarak fıkıh literatüründe sabit bir kural haline geldi. İslam tarihinde Emevi ve Abbasi halifeleri döneminde Kureyş soyu öncelikli tutulurken, bazı dönemlerde bu şart fiilen uygulanmadı.

Meselenin özünde, Kur'an'ın evrensel eşitlik ilkesi ile erken dönem Arap-İslam devletinin kabile temelli yapısı arasındaki gerilimi yeniden yorumlama meselesi yatıyor.