Kerkük'ün doğusundaki yüksek tepede yer alan Kızıl Kilisesi, şehrin en eski Hristiyan tarihî yapılarından biri olarak duruyor. Kilise, MS 445'te Sasani İmparatorluğu döneminde yaşanan ve binlerce Hristiyanın öldürüldüğü Katliam Şehitleri ile bağlantılı birader Tahmizkird adına inşa edilmiş olup tarih boyunca geniş bir mezarlığa dönüştü. "Kızıl Kilise" adı, bölgede dökülen kanların toprağa kırmızı bir renk verdiği yönündeki halk anlatısından kaynaklanıyor; bazı uzmanlar ise bunun doğal kırmızı toprak özelliğinden ileri geldiğini belirtiyor.
Kilise ve çevresindeki mezarlık, Keldani, Süryani, Asuri ve Ermeni topluluklarına ait yüzyıllık mezar taşlarıyla dolu olup şehirdeki Hristiyan varlığının derinliğini yansıtıyor. 1918'de Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ve İngiliz güçleri arasındaki çatışmalarda büyük hasar gören yapı, sonraki yıllarda sınırlı restorasyon çalışmalarıyla ayakta kaldı. Bugün yalnızca bir ibadet yeri değil, aynı zamanda araştırmacılar ve yerel halk için önemli bir miras alanı olarak kabul ediliyor; uzmanlar, yapının tarihi değerini koruyabilmesi için kapsamlı bakım ve koruma çalışmalarına ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.