Orta Doğu ve Küresel Güney’de otoriter rejimlerin ortak sorunlarından birinin, kitle örgütleri, sendikalar, kadın ve öğrenci yapılarında görülen dağınıklık ve zayıflık olduğu belirtiliyor. Yazıda, bu durumun Irak deneyiminde daha görünür hale geldiği, sol hareketin uzun süre baskı koşulları nedeniyle merkezi ve sıkı örgütlenme modellerine yöneldiği aktarılıyor. Ancak dijital çağda genç kuşakların yatay örgütlenme, şeffaflık ve doğrudan katılım beklediği, bu nedenle partiye bağlı sendika ve kitle örgütü modelinin etkisini yitirdiği ifade ediliyor.

2003 sonrasında birçok sol yapının kendi sendika ve derneklerini kurmasının, aynı alanda çok sayıda örgüt ve yetki karmaşası yarattığı dile getiriliyor. Metinde, bağımsız ve geniş tabanlı sendikaların toplumsal değişimde daha etkili olduğu, Irak’ta ise petrol temelli ekonomi ve devlet bağımlılığının örgütlenmeyi zorlaştırdığı anlatılıyor. Çıkış yolu olarak, bağımsız kitle örgütleri kurmakla eş zamanlı biçimde sol güçler arasında siyasi koordinasyon ve ortak hareket öneriliyor.