Irak'taki karmaşık siyasi atmosferde, Sünni kesimin Kürdistan Bölgesi'ne yönelik artan düşmanca tutumu dikkat çekici bir psikolojik olgu olarak öne çıkıyor. Analiz, bu durumu sadece siyasi bir rekabet değil, Sünni kimliğinin yaşadığı kayıplar ve merkezi otorite arayışının bir yansıması olarak değerlendiriyor. 2003 sonrası süreçte Sünni siyasetin yaşadığı varoluşsal sarsıntı, Kürdistan'ın istikrarını ve kalkınmasını bir tehdit veya 'provokasyon' olarak algılamasına yol açtı.

İran etkisine veya milis güçlere karşı sessiz kalan Sünni elitlerin, Kürdistan'a yönelik sert söylemlerini bir 'telafi mekanizması' olarak kullandığı savunuluyor. Bu durum, Sünni siyasetin kendi içindeki başarısızlıklarını örtmek için Kürt meselesini bir araç haline getirdiği şeklinde yorumlanıyor. Sonuç olarak, bu kutuplaşmanın Irak'taki toplumsal birliği zayıflattığı ve sadece çatışmalardan beslenen tarafların işine yaradığı vurgulanıyor.