Uluslararası ilişkiler uzmanı Ahmed el-Temimi, İran'ın doğrudan taraf olduğu son çatışmaların, Batılı başkentlerin Tahran'a yönelik geleneksel yaklaşımlarını gözden geçirmelerine neden olduğunu belirtti. Batı'nın İran'ı sadece ideolojik bir aktör olarak değil, stratejik caydırıcılığa sahip bir devlet gücü olarak görmeye başladığı ifade ediliyor. Uzman, bu sürecin 11 Eylül sonrası yerleşen bazı Batılı anlatıların zayıflamasına ve şiddetin dini temellerden ziyade siyasi çıkarlarla ilişkilendirilmesine yol açtığını vurguladı.
Batılı ülkelerin çatışmalara dahil olması, uluslararası kamuoyunda güç kullanımı ve çifte standartlar konusundaki tartışmaları da beraberinde getirdi. İran, insan hakları ve nükleer program gibi konularda eleştirilmeye devam etse de, artık Batı ile ilişkilerinde sadece kalıplaşmış yargılar üzerinden değil, güç dengeleri üzerinden bir gerçeklik inşa etmeyi başardı. Gelecek dönemde Batı dünyasının Tahran'a karşı izlenecek yol konusunda, müzakere yanlıları ile yaptırım savunucuları arasında bir bölünme yaşayabileceği öngörülüyor.