Her yıl 30 Ağustos'ta kutlanan Zorla Kaybedilen Kışilerin Uluslararası Günü vesilesiyle Irak ve Kürdistan Bölgesi'ndeki zorunlu kayıplar dosyası yeniden gündeme geldi. Zorunlu kaybolma, uluslararası hukukta süregelen bir insanlığa karşı suç olarak kabul ediliyor ve failleri zaman aşımına uğramıyor. Bölgede bu suçun tarihsel birikimi; Feyli Kürdistanlıların sistemli kaybettirilmesi, Enfal operasyonları, IŞİD döneminde Şengal'de Ezidi kadın ve çocukların kaçırılması ile güney ve orta kentlerdeki gösterilerde aktivistlerin kaybedilmesini kapsıyor.
Irak Anayasası'nın 15. ve 19/12. maddeleri yaşam hakkını ve yasa dışı gözaltıyı yasaklıyor; ülke 2010'da Zorla Kaybedilme Sözleşmesi'ni onayladı.
Ancak zorunlu kayıpları bağımsız bir suç olarak tanımlayan, zaman aşımını kaldıran ve güvenlik kayıtlarının gizlenmesini cezalandıran ulusal bir yasa bulunmuyor. Şehitler Bakanlığı, Erbil'deki kurumlar ve adli tıp dairesi arasında dağılan dosyaların tek bir dijital merkezde birleştirilmesi, DNA laboratuvarlarına sürekli bütçe ayrılması ve arazilere geçici kayıp belgesi verilmesi öneriliyor. Ailelerin BM Zorla Kaybolma Komitesi'ne dosyaların iletilmesi için Irak'ın BM Daimi Temsilciliği üzerinden bir karar tasarısı sunulması ve INTERPOL ile sınır ötesi izleme mekanizması kurulması talep ediliyor