Kürtler ve Berberiler, Ortadoğu'nun Zağros dağlarından Kuzey Afrika'nın Atlas sıralarına uzanan coğrafyada, birbirlerinin tarihsel aynası iki halk olarak öne çıkıyor. Her iki halk da bölgelerinin en eski yerli toplulukları arasında yer alıyor; Kürtlerin kökleri Hitit öncesi Mitaniler ve Medlere, Berberilerin tarihi ise Fas'taki 12 bin yıllık Tufougalt insanı kalıntılarına kadar uzanıyor. Kültürel benzerliğin ötesinde ortak bir trajedi yaşanıyor: dil, yüzyıllardır varlığın son savunma hattı olarak görülüyor.
Dili farklı olsa da her iki halk için de anadil, kimliği korumanın temel aracı olarak işlev görüyor. Tarihte İslam medeniyetinin savunuculuğunu yapan iki halk, 20. yüzyılda bölgesel milliyetçiliklerin yükselişiyle hedef haline geldi.
Kürtler Türkiye'de Türkleştirme, İran'da Farslaştırma, Irak ve Suriye'de Araplaştırma politikalarıyla karşılaşırken, Berberiler Kuzey Afrika'da sistematik Araplaştırma baskısıyla yüz yüze kaldı. Halepçe katliamı ve Enfal operasyonları gibi trajediler yaşayan Kürtler gibi Berberiler de ekonomik ötekileştirme ve kültürel hareket aktivistlerine yönelik tutuklamalarla karşılaştı. Coğrafi dağılım da paralel bir kader çiziyor: Kürtler dört, Berberiler beş ayrı devlet arasında bölünmüş durumda.
Son yıllarda iki halk arasında sınır ötesi dayanışma belirgin şekilde güçlendi; Avrupa'daki diasporalar uluslararası alanda bu hakların görünürlüğünü artırıyor