Hukuki danışmanlık, hukukçu ve avukatın mesleki faaliyetinin temel unsurlarından biri olarak kabul edilir. Danışmanlık sürecinde hukukçunun başvurucuya yöneltilen soruya ilişkin metinleri dikkatle incelemesi, olguları tarafsız biçimde analiz etmesi ve hukuki nitelendirmeyi doğru yapması beklenir. Görüş oluşturulurken uygulanacak kuralın belirlenmesi, metnin yorumlanması, gerektiğinde kıyas ve içtihada başvurulması ve olgularla hukuk kuralının eşleştirilmesi aşamaları izlenir.

Hukuki danışmanlıkta sorumluluk, sonucun garanti edilmesine değil mesleki özen yükümlülüğüne dayanır; danışman, ulaştığı sonuçtan çok sonuca ulaşırken izlediği yöntemin doğruluğuyla sorumlu tutulur. Danışmanın açık bir hükmü göz ardı etmesi, yürürlükten kalkmış bir düzenlemeye dayanması, çıkar çatışmasını açıklamaması ya da bilinçli yanıltma yoluna gitmesi halinde mesleki, hukuki ve cezai sorumluluk gündeme gelebilir. Yazılı hukuki mütalaa, sözlü görüşten daha kapsamlı bir mesleki özen yükümlülüğü doğurur.

Kamu kurumlarına verilen danışmanlıklarda ise danışmanın sorumluluğu, kurumun menfaatinin ötesinde hukuk devleti ve kamu yararının korunmasını da kapsar