Irak’ta silahların devlet tekelinde toplanması, silahlı grupların varlık ve siyasi etki algısını doğrudan ilgilendiren bir süreç olarak değerlendiriliyor. Bazı gruplar, olağan dönemlerde yeniden kazanamayacaklarına inandıkları askeri güç ve kaynakları gönüllü olarak bırakmayı siyasi ve varlıksal risk olarak görüyor. Devlet kurumlarına bireysel entegrasyon, bu grupların komuta kademeleri ile silahlı tabanları arasındaki örgütsel bağları zayıflatabilir.

Ancak sürecin zorlayıcı bir çatışmaya dönüşmesi halinde bazı unsurlar daha merkeziyetsiz silahlı yapılara geçebilir. Önceki saha deneyimleri, insansız hava araçları kullanımı ve hedef bilgisi, bu yapıların sınırlar ötesi operasyonlar düzenleme kapasitesini artırabilir. Silahların devlet kontrolüne alınamaması, Irak’ın ulusal güvenliğini ve sınırlarını denetleme kapasitesini zayıflatabilir.

Bölgesel gerilimler, silahlı grupların siyasi veya lojistik destek bulmasına uygun bir ortam oluşturabilir. Bununla birlikte, sonuçların iç siyasi uzlaşı, kurumsal reform ve devletin caydırıcılık kapasitesine bağlı olacağı belirtiliyor. Hedef, silahın bir taraftan alınıp başka bir tarafa verilmesi değil, güç kullanma kararının hukuk çerçevesinde devlet tarafından tek başına yürütülmesidir