Bilimsel değerlendirmelere göre dünyada tek bir resmi "en temiz su" listesi bulunmuyor; kalite, kaynak türü, doğal filtreleme, çevre koruması ve arıtma sistemlerine göre değişiyor. Uzmanlar suyun görünümüyle yetinmeyerek toplam çözünmüş katı madde, bakteri, kurşun ve klorür gibi kimyasal kirleticiler ile mineral içeriği, tat, koku ve berraklığı da inceliyor. Yeraltı sularının derin ve yüzey kirliliğinden korunmuş tabakalardan gelmesi, yanardağ kayaları, çakıl ve kumun birçok kirleticiyi doğal yoldan süzdürmesi kaliteyi artırıyor.
Kanada'dan ABD'ye, İzlanda, Finlandiya, İsviçre, Danimarka, İsveç ve Şili'ye uzanan sekiz bölge olağanüstü kalitede içme suyu kaynaklarıyla öne çıkıyor. Ontario eyaleti Simcoe ilçesindeki Elmville bölgesinde artezyen kuyularından alınan örneklerde klorür ortalaması litrede 1,2 miligram, artezyen akışlarındaki kurşun ise litrede 1 nanogramın altında ölçüldü; bu değer Antarkika'daki eski buz ölçümleriyle benzerlik gösteriyor. İzlanda'da yağmur suları gözenekli volkanik kayalardan süzülerek yeraltına ulaşıyor, bu sayede şebeke suyu çok sınırlı klorlama veya hiç kimyasal işlem gerektirmeden kaynaktan tüketiciye dağıtılıyor.
Finlandiya'da içme suyunun yaklaşık yüzde 60'ı bakir yeraltı sularından sağlanırken İsviçre'de bu oran yüzde 80'i aşıyor; yağışlar kaya, çakıl ve kum katmanlarından yavaşça süzülerek belediye şebekelerine ulaşıyor. Danimarka 1971'den bu yana yeraltı suyu kaynaklarını korumaya odaklanırken İsveç geniş tatlı su kaynakları ve sıkı çevre politikalarıyla sürdürülebilir arzı destekliyor. Şili'nin güney ucundaki Puerto Williams ve ABD'nin Hawaii eyaleti ise uzak konumları ile volkanik kaya yapısı sayesinde yalnızca sınırlı arıtmaya ihtiyaç duyan son derece saf sular sağlıyor