Irak'ta Saddam rejiminin devrilmesinin üzerinden yirmi yılı aşkın süre geçmesine rağmen, şehit aileleri ve mağdurlar adalet beklentilerinin karşılanmadığını ifade ediyor. Eski rejimin kurbanları ve terörle mücadelede hayatını kaybedenlerin yakınları, devlet kurumlarında haklarını ararken yolsuzluğa bulaşmış memurların engelleriyle karşılaşıyor. Bir yanda mağdur aileler yoksullukla mücadele ederken, diğer yanda eski baskı aygıtının parçası olan bazı isimlerin devlet kademelerinde görev alması toplumsal vicdanı yaralıyor.
Şehit ailelerinin yaşadığı mağduriyetler, bazı çevrelerce istismar edilerek bir pazarlık aracına dönüştürülüyor. Uzmanlar, bu durumu sadece idari bir aksaklık değil, derin bir adalet ve vicdan krizi olarak tanımlıyor. Devletin itibarının, uğrunda can verenlerin onurunu koruma kapasitesiyle ölçüldüğü vurgulanırken, mevcut tablonun adil bir devlet inşası önündeki en büyük engellerden biri olduğu belirtiliyor.