Eski Irak lideri Saddam Hüseyin'in mahkeme sürecinde sarf ettiği 'Amerika olmasaydı sen de baban da beni buraya getiremezdin' sözü, dikkatleri bir kez daha bu döneme çevirdi. Bu ifade, bir yandan ABD gücünün rejimin devrilmesindeki rolünü açıkça kabul ederken öte yandan rejimin kendi hatalı politikalarının bu müdahaleye zemin hazırladığı gerçeğini görmezden geliyor. Eski rejim döneminde basılan ve dağıtılan gazetelerin büyük bölümünün satın alınmadan geri iade edilmesi, halkın iktidara karşı sessiz bir mesafesinin göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Bu durumu analiz etmesi için Ürdünlü medya uzmanı Fuad Hüseyin'in görevlendirilmesi, rejimin halktan kopukluğunu ortaya koyan bir adım olarak öne çıkıyor. Yetkililer, gazetelerin içeriği ya da manşetleriyle ilgili bir sorun bulunmadığını, asıl meselenin halkın iktidara duyduğu güven kaybı olduğunu aktarıyor. Saddam Hüseyin'in büyük güçlere yönelik sert söylemlerini sürdürmesi, içeride sağlam bir halk desteğine dayanmamasıyla çelişiyordu.
2003'teki askeri müdahaleyle baskı aygıtı çözüldüğünde rejimin gerçekte herhangi bir toplumsal dayanaktan yoksun olduğu görüldü. Mahkeme salonundaki bu sözler, rejimin kendi çöküşünün iç nedenlerini kabul etmekteki isteksizliğini yansıtıyor