Irak Başbakanı’nın zorla göç ettirilen Hristiyanları ülkeye dönmeye çağırması, geri dönüşün somut güvencelerle desteklenmemesi nedeniyle tartışma yaratıyor. Çağrı, dönecek kişilerin karşılaşacağı güvenlik, istikrar ve yaşam koşullarına ilişkin net bir yol haritası içermediği için sembolik bir açıklama olarak değerlendiriliyor. Hristiyanların 2003 öncesinde yaklaşık 1-1,5 milyon iken bugün 150-300 bin civarına düşmesi, ülkedeki demografik çöküşün boyutunu gözler önüne seriyor.

Musul’da IŞİD’in 2014’teki saldırıları ve 2010’da Bağdat’taki Meryem Ana Kilisesi’ne düzenlenen kanlı saldırı, toplulukta devlete ve güvenlik yapılarına yönelik güven kaybını derinleştirdi. Ninova Ovası bölgesinde çok sayıda güvenlik biriminin varlığı, mülk anlaşmazlıklarının çözümsüz kalması, yeniden imar çalışmalarının yavaş ilerlemesi ve Kürdistan bölgesindeki bazı yerleşimlerde gayrimenkullere el konulması iddiaları, endişeleri canlı tutuyor. Keldani Kilisesi önceki Patriği Kardinal Louis Raphaël Sako, Hristiyan varlığının kalıcılığının ancak hukukun üstünlüğünü güvence altına alan güçlü bir sivil devletle sağlanabileceğini birçok kez dile getirdi.

Çağrı, Kanada, Avustralya, Almanya, İsveç ve ABD’ye yerleşen ve yeni hayatlar kuran Hristiyanları geri döndürmek için yeterli bir güvence sunmuyor