Yazar Yusuf Zidan, Arap dünyasındaki teolojik yapının tarih boyunca dinsel şiddeti ürettiğini ve bu yapıdan çıkışın dinin reddi değil, dil, kültür ve siyasetin aynı merkez, tek gerçek, tek grup ve tek lider işleyişiyle çalışmasını sağlayan hayalden kurtulmak anlamına geldiğini söylüyor. Çıkışın ilk adımı, hakkın mutlak değil göreli bir kavram olduğunun kabul edilmesi, birden fazla okuma ve yoruma yer açılması ve Arap aklının kesinlikçi düşünceden olasılıksal düşünceye yönlendirilmesi olarak gösteriliyor. İkinci adımda Arapçanın ürettiği mümin/kâfir, mukaddes/murdar, biz/onlar gibi ikili yapıların politikaya taşındığında mezhepçilik ve kutsal lider ürettiği belirtiliyor; vatandaş, hak, sorumluluk, farklılık ve çoğulluk gibi kavramların kamusal söyleme kazandırılması öneriliyor.

Üçüncü adımda ümmet, mezhep, kabile ve taraftarlar şeklindeki kutsal grubun kapalı bir cemaate dönüşmesinin önlenmesi, yurttaşlığın mezhebin üzerine çıkarılması ve bireyi cemaat baskısından koruyan kurumların inşası gerektiği vurgulanıyor. Dördüncü adımda iktidarın kişiden kuruma aktarılması, hesap verme mekanizmalarının kurulması ve liderin kutsal değil kamu görevlisi olarak görülmesi öneriliyor. Beşinci adımda çok merkezli, insancıl, eleştirel ve siyasi iktidarı toplumsal sözleşme olarak gören yeni bir hayal kurulması, son olarak da felsefenin ilk sınıflardan itibaren öğretilmesi, ezber yerine mantığın, tek anlatı yerine çoklu anlatıların ve dinin ruhani deneyim olarak sunulması hedefleniyor