Körfez bölgesinden bir analist yayımladığı yazıda, üçüncü bir dünya savaşı tartışmalarına rağmen kapsamlı bir küresel çatışma olasılığının günümüz koşullarında son derece düşük olduğunu savundu. Yazara göre bunun nedeni dünyanın daha bilge hale gelmesi ya da büyük güçlerin ekonomik ve askeri rekabetten vazgeçmesi değil, jeopolitik haritanın büyük savaşlara yol açan unsurları yitirmiş olması. Hindistan ile Çin arasındaki sert rekabet, Çin-Pakistan stratejik ortaklığı, Hindistan-Rusya savunma bağı ve Rusya-Çin yakınlığına dikkat çeken yazar, geleneksel ittifak mantığının yerini hareketli dengelerin aldığını belirtti.

Orta Doğu’da ABD-Suudi Arabistan yakınlığı, Pakistan’ın İsrail’e mesafeli tutumu, İran’ın Rusya ve Çin’le geliştirdiği ortaklıklar ile Hindistan’ın Tahran’la bağlarını sürdürmesinin çizgileri karmaşık hale getirdiğini kaydetti. Büyük güçlerin krizleri yönetmeye, kapsamlı bir karşı karşıya gelişe çevirmemeye çalıştığını, küresel savaşın maliyetinin askeri zaferin ötesine taştığını ifade etti. İdeolojilerin yerini pragmatizmin ve çıkar hesaplarının aldığını vurgulayan yazar, uluslararası ilişkilerin eski biçimiyle bir dünya savaşına değil, iç içe geçen bölgesel krizler zincirine yöneldiğini söyledi