CNN'in analizine göre, Hürmüz Boğazı'na ilişkin süren müzakereler boğazın yeniden açılmasından çok Basra Körfezi'ndeki güç dengesinin yeniden şekillendirilmesine dönüşmüş durumda. İran, son çatışmada elde ettiği kazanımları boğazdaki gemi trafiğinin yönetimi üzerinde kalıcı siyasi ve kurumsal nüfuza çevirmeye çalışırken, ABD bu dönüşümün uluslararası deniz hukuku açısından emsal oluşturmasını engellemeye çalışıyor. Analizde, ABD Başkanı Donald Trump'ın anlaşmaya günler içinde varılabileceğine ilişkin iyimser açıklamalarının müzakerelerde aşılmayı bekleyen temel anlaşmazlıkları örttüğü belirtildi.
Trump ilerleme kaydedildiğini öne sürerken Tahran, Washington ile değil yalnızca Umman ile görüştüğünü, ABD'nin askeri tehditlerle ve çelişkili mesajlarla süreci yavaşlattığını savunuyor. İran'ın, İran ve Umman rotaları arasında güvenlik, mayın temizleme ve seyrüsefer hizmetlerini kapsayacak yeni bir koridor önerdiği aktarıldı. Tahran bunu kıyıdaş devlet hakkı olarak görürken Washington, böyle bir düzenlemenin ticari gemilerin hareketini düzenleme veya kısıtlama yetkisi vererek küresel denizcilik özgürlüğü ilkesini tehdit edeceği değerlendirmesini yapıyor.
CNN, İran Devrim Muhafızları'nın müzakere heyetinde temsil edilmemesine karşın boğazdaki askeri ve güvenlik kararlarının asıl sahibinin bu yapı olduğunu vurguladı; onayı alınmadan varılacak bir anlaşmanın tökezleme riski taşıdığı belirtildi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun, bir devlete uluslararası su yolunu kontrol etme veya geçişe kısıtlama getirme yetkisi tanınmasının başka stratejik geçişlerde de emsal oluşturabileceği uyarısını yaptığı kaydedildi. Günlük yaklaşık 15 milyon varil petrolün olağan ihracat yollarının dışında kaldığı, Suudi Arabistan'ın şirketi Aramco'nun küresel stok açığının giderilmesinin yeniden tam açılma sonrası bile 18 ayı bulabileceği tahminini paylaştığı bildirildi