“Evin muhtaç olduğu şey camiye harcanmaz” sözü, İslam fıkhında önceliklerin nasıl belirlendiğini özetleyen özlü bir halk ifadesidir. Hadis değildir, ancak anlamı Sahih Müslim’deki “kendin başla, sonra ailen, sonra yakınların” ile “geçimini sağladığını zayi eden kişi günahkâr olmaya yeter” rivayetlerine dayanır. İslam hukuku, nafaka gibi farz olan hakları, cami yapımına yardım gibi nafilelerin önüne koyar; tanınmış kaideye göre “gerçek sadaka ancak gönül rahatlığıyla verilen olandır.” İslam, insanın mescide hizmet etmesi için değil, mescidin insana hizmet etmesi için kurulduğunu vurgular.

Müminin hürmeti Kâbe’nin hürmetinden büyük tutulmuş, haksız yere bir mümini öldürmek dünyanın yıkılmasından daha ağır sayılmıştır. Şeriatın temel maksatları olan canın, neslin ve malın korunması, aile geçimini sağlamadan hayır yapılmamasını zorunlu kılar. Modern medeni hukuk da borçlu ve bakmakla yükümlü kişilerin nafaka haklarını gönüllü bağışların önünde tutar.

Dolayısıyla ibadet, aile haklarının ihlali pahasına değil, bu haklar yerine getirildikten sonra anlam kazanır