Irak’ın güneyindeki Fao Limanı, resmi haritalarda ülkenin Körfez ve Avrupa arasındaki ticaret kapısı olarak gösteriliyor; projeyle yüklerin Süveyş Kanalı’na kıyasla yaklaşık 20 gün daha kısa sürede taşınması hedefleniyor. Ancak Bağdat, milyarlarca doları Fao Limanı ve Türkiye’ye uzanan Kalkınma Yolu’na ayırırken, aynı zamanda ülkeyi İran ve Kuveyt limanlarına bağlayan demiryolu hatları inşa ediyor; bu hatlar komşu ülke mallarının Irak topraklarına Fao’ya uğramadan girmesine olanak tanıyor. Eski Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani 2023’te Basra’yı İran’a bağlayan Şelamce demiryolu hattının temelini atarken proje “ziyaretçi ve yolcu hattı” olarak sunuldu; ancak hattın 25 tonluk taşıma kapasitesi, yalnızca yolcu hattı olmadığına dair tartışmalara yol açtı.
Mevcut Başbakan Ali Falih ez-Zeydi’nin Tahran ziyaretinde imzalanan yeni anlaşmayla ise Khosravi sınır kapısı üzerinden Diyala üzerinden ikinci bir demiryolu hattı planlanıyor; yetkililer hattın hem yolcu hem yük taşıyacağını belirtiyor. Eski sınır ve uluslararası nakliye uzmanı Tümgeneral Cemal el-Halbusi, Şelamce ve Khosravi hatlarının, İran’ın Bender Abbas ve İmam Humeyni limanlarından gelecek yüklerin Irak üzerinden Suriye’ye taşınmasına imkân verdiğini, bunun Fao Limanı’na “vurucu darbe” anlamına geleceğini söyledi. Nakliye uzmanı Ziyad el-Haşimi, demiryolu hatlarının Fao’ya etkisinin kapsamlı bir stratejiyle değerlendirilmesi gerektiğini, şirketlerin en düşük maliyetli rotayı tercih edeceğini belirtti.
Eski Ulaştırma Bakanı Selam el-Meliki, Fao’nun herhangi bir bölgesel ulaşım ağının başlangıç noktası olması gereken “ulusal bir yükümlülük” olduğunu, liman tamamlanmadan açılan hatların Irak’ı yalnızca transit geçiş ülkesine dönüştürebileceğini ifade etti