Sabit getirili fonlar, birçok yatırımcının birikimini profesyonel bir yönetici tarafından devlet tahvili, şirket tahvili, sukuk ve hazine bonosu gibi orta ve düşük riskli borçlanma araçlarına yönlendiren, düzenli getiri sağlamayı ve anaparanın korunmasını hedefleyen yatırım fonlarıdır. Bu fonlar, faiz veya kâr payı gibi bilinen ya da öngörülebilir dönemsel ödemeler sunarken, hisse fonları getirilerini esas olarak pay senedi fiyatlarındaki artıştan ve şirket temettülerinden elde eder. Faaliyet mekanizması yatırımcıların fon birimleri satın almasıyla başlar; yönetici, fonun stratejisine uygun olarak bir varlık dağılımı oluşturur ve ihraççılardan tahsil edilen faiz ya da kâr payı getirilerini yönetim ücretleri düşüldükten sonra yatırımcılara dağıtır ya da yeniden yatırıma yönlendirir.
Fon portföyleri genellikle devlet tahvilleri, kurumsal tahviller, sukuk ve kısa vadeli para piyasası araçlarından oluşur. Bu iki fon türü arasındaki başlıca ayrım yatırılan varlıkların niteliğinde, risk düzeyinde ve beklenen getiride ortaya çıkar. Sabit getirili fonlar öngörülebilir bir getiri sunarken hisse fonları uzun vadede daha yüksek büyüme potansiyeli taşır.
Örnek olarak 10.000 dolarlık yatırımda sabit getirili fon yıllık yüzde 5 ile 10.500 dolara ulaşırken, hisse fonu iyi senaryoda yüzde 10 getiriyle 11.000 dolara, kötü senaryoda ise yıldız yüzde 5 kayıpla 9.500 dolara gerileyebilir. Yatırımcılar için sabit getirili fonlar kısa ve orta vadeli düzenli gelir isteyen muhafazakâr portföylere daha uygunken, hisse fonları uzun vadeli servet biriktirmeyi ve piyasa dalgalanmalarını kaldırabilen profillere hitap eder. Her iki fon türünde de enflasyon, faiz oranı değişimleri, kredi ve likidite riski değerlendirilmesi gereken temel risk kalemleri arasında yer alır