Bilim insanları, okyanus, göl ve nehir sularındaki çözünmüş oksijenin insan kaynaklı faaliyetler nedeniyle endişe verici bir hızla azaldığını ve su sistemleri ile tüm biyosferin dengesini tehdit ettiğini bildirdi. Limnology and Oceanography dergisinde yayımlanan çalışma, "su oksijeni tükenmesinin" gezegensel sınırlar çerçevesine dahil edilmesi çağrısında bulundu; bu çerçeve ilk olarak 2009'da 28 bilim insanı tarafından dokuz yaşamsal süreci tanımlamak amacıyla oluşturulmuştu. Çalışmanın başyazarı California Üniversitesi'nden Erica Ferrer, gezegen sağlığının çalışmak için oksijene ihtiyaç duyan su sistemlerinin sağlığına bağlı olduğunu ve su oksijeni kaybının diğer tehditlerden bağımsız düşünülmemesi gereken küresel bir sorun olduğunu vurguladı.
Su oksijeninin azalmasının başlıca iki etkeni, sera gazı emisyonlarına bağlı ısınmanın su sıcaklığını artırması ve ılık suyun daha az oksijen taşıması; ayrıca tarım, kanalizasyon ve sanayi kaynaklı azot ile fosfor yükünün aşırı alg çoğalmasına yol açarak çözünmüş oksijeni tüketmesi olarak sıralandı. Araştırmacılar, dünya okyanuslarının 1950'lerden bu yana çözünmüş oksijeninin yaklaşık yüzde 2'sini yitirdiğini ve Copernicus verilerine göre yüzyıl sonuna kadar yüzde 1 ila 7 ek kayıp riski bulunduğunu belirtti. Araştırmacılar ayrıca dört gösterge önerdi: çözünmüş oksijen konsantrasyonu, düşük oksijenli bölgelerin yaygınlığı, suyun oksijen doygunluğuna yakınlığı ve oksijene duyarlı canlılardaki değişimler.
Su oksijeni tükenmesinin gezegensel sınırlar çerçevesine eklenmesinin küresel dikkati bu krize çekmesi ve çözüm yol haritası oluşturulmasına katkı sağlaması bekleniyor