Japonya’daki RIKEN Beyin Bilimi Merkezi’nden araştırmacı Kenji Itao ve ekibi, 1800-2020 dönemini kapsayan verilerle 237 ülke ve bölgedeki doğum ve ölüm oranlarını inceledi. Çalışmada, farklı kültür, siyasi sistem ve coğrafyalara rağmen tüm toplumların doğurganlık ve yaşam süresi arasında benzer iki aşamalı bir örüntü izlediği belirlendi. Evolutionary Human Sciences dergisinde yayımlanan araştırmaya göre birinci aşamada bebek ölüm oranları yüksekken doğurganlık da yüksek kalıyor, yaşam süresi iyileştikçe doğum oranları dengeli biçimde azalıyordu.

İkinci aşamada ise doğurganlık daha güçlü biçimde düşerken hane başına gelir artıyor ve aileler çocuk sayısı yerine her çocuğun eğitimine yatırım yapıyordu. Itao, geçişi “doğurganlık ile eğitim yatırımı arasındaki ödünleşme” çerçevesiyle açıklayan bir model geliştirdi. Modele göre eğitim maliyetlerinin düşmesi ve sosyal hareketliliğin artması bu dönüşümü hızlandırdı.

Araştırmacılar, gelişmiş ülkelerdeki süregelen doğurganlık düşüşünün kader olmadığını ve çocuk yetiştirme ile eğitim yükünü hafifleten politikaların makul doğurganlık oranlarının korunmasına yardımcı olabileceğini vurguladı