Japonya’daki RIKEN Beyin Bilimleri Merkezi’nden araştırmacı Kenji Itou, 1800-2020 dönemini kapsayan ve 237 ülke ile bölgeden elde edilen doğum ve ölüm verilerini inceleyerek, kültür, siyasi sistem ve coğrafyadan bağımsız biçimde doğurganlık oranlarını şekillendiren ortak matematiksel kalıpları ortaya koydu. Çalışma, toplumların yüksek doğum ve ölüm oranlarından, uzun ömürlü ve daha az çocuk sahibi yapılara nasıl geçtiğini açıklayan tekrarlayan bir demografik örüntü tespit etti. Buna göre 1950’ye kadar Avrupa’da baskın olan ilk aşamada, artan yaşam süresi doğum oranlarındaki tedrici düşüşle dengelenirken nüfus artışı görece sabit kaldı.
1950 sonrasında başlayan ikinci aşamada ise aileler daha az çocuk sahibi olmayı, ortalama gelir ve eğitime yapılan yatırımı artırmayı tercih etti; aynı eğilim birçok gelişmekte olan ülkede de görülüyor. Itou, geliştirdiği kuramsal modelde bunu “çocuk sayısı ile eğitime yapılan yatırım arasındaki denge” olarak tanımladı. Araştırmaya göre çocuk yetiştirme ve eğitim maliyetlerinin azalması, toplumsal hareketliliğin artması ve yaşam süresinin yükselmesi bu dönüşümü hızlandırdı.
Çalışmada ayrıca gelişmiş ülkelerdeki doğurganlık düşüşünün kaçınılmaz olmadığı, eğitim ve çocuk yetiştirmeye ilişkin mali yükü hafifleten politikalarla doğum oranlarının dengelenebileceği vurgulandı. Itou, bulguların insan toplumlarının evrimini anlamak için istatistiksel fizik, evrimsel bilimler ve demografiyi bir araya getiren yeni bir çerçeve sunduğunu belirtti