Apollo 11 uzay aracının 20 Temmuz 1969'da Ay yüzeyine inmesi, insanın en yakın gök cismine bakışını köklü biçimde değiştirdi. Binlerce yıl boyunca mitoloji, romantizm ve şiirsel ilhamla özdeşleşen Ay, bu görevle birlikte bilimsel araştırma ve keşfin hedefi haline geldi. Eski uygarlıklarda Yunanlılar "Selene", Romalılar "Luna" adıyla anarken, Çin kültüründe tanrıça Chang'e ile ilişkilendirilen Ay, takvim düzenlemeden denizciliğe kadar günlük yaşamın merkezinde yer alıyordu.
Astronomi biliminin gelişmesi ve ABD-Sovyetler arasındaki uzay yarışıyla birlikte teleskoplar, yüzeyinin kraterlerle, dağlarla ve kayalarla kaplı olduğunu ortaya koydu. Apollo 11 astronotları, Ay'ın susuz, yaşamsız ve tozla örtülü kayalık bir dünya olduğunu doğruladı. Bu bilimsel tablo, İrlandalı araştırmacı C.
S. Lewis'in ifadesiyle "şairlerin ve âşıkların Ay'ının sonsuza dek elden alınacağı" yönündeki endişeleri güçlendirdi. Aynı görev sırasında çekilen "Dünya Doğuşu" fotoğrafı, gezegenin uzaydaki kırılganlığını göstererek çevre bilincinin gelişmesine katkıda bulundu.
Bu arada Ay'a insanlı iniş iddiasına yönelik komplo teorileri hâlâ taraftar bulmaya devam ediyor