Avrupa'nın en batı ucunda yer alan İspanya'ya bağlı Kanarya Adaları, Afrika'nın batı kıyılarından kalkan küçük teknelerle yapılan düzensiz göç güzergâhının sembol noktası haline geldi. Senagel, Moritanya, Mali ve Gambiya kıyılarından yola çıkan göçmenler, Akdeniz'deki denetimlerin sıkılaşması üzerine kaçakçı ağlarının yönlendirmesiyle Atlas Okyanusu üzerinden bu adalara ulaşmaya çalışıyor. Yolculuk öncesinde köylerde ve kıyı kentlerinde toplanan göçmenler, avcı botlarına benzer küçük ahşap teknelere bindiriliyor; yön bulma eğitimi sınırlı bırakılan kaptanlarla birlikte okyanusun ortasında günlerce süren bir sefere çıkıyorlar.
Yetersiz yakıt, su ve yiyecek stokunun yanı sıra yüksek dalgalar teknelerin kaybolmasına veya kazaya uğramasına yol açıyor; bu rotanın çöl geçişi ve insan kaçakçılığı zincirinin diğer aşamalarıyla birlikte ölümlere zemin hazırladığı belirtiliyor. Avrupa Birliği kurumları ve İspanyol makamları, ulaşan göçmenleri karşılama, kimlik tespiti ve sığınma başvurularını değerlendirme sürecinde birlikte çalışıyor. Ancak adalara ulaşılması siyasi ve toplumsal tartışmaları bitirmiyor; kıtada sosyal hizmetler ve göç politikaları üzerinde baskı oluştuğu, bu durumun AB içinde göçü tartışılan başlıca konulardan biri olmaya devam ettiği ifade ediliyor