Yolsuzlukla mücadelede 'temizliğin tepeden başlaması' yaklaşımının tek başına yetersiz kaldığı, bunun yerine eş zamanlı yürütülen iki yönlü bir stratejinin uygulanması gerektiği öne sürülüyor. Değerlendirmeye göre, üst düzey yetkililer geniş nüfuz ve çapraz çıkar ağları aracılığıyla 'fiili dokunulmazlık' oluşturuyor; karar süreçleri yolsaklığı tespit edilen yapıya bağımlı hale geliyor ve yolsuzlukla mücadele siyasi hesaplaşma aracına dönüşebiliyor. Öte yandan, üst kademedeki yolsuzluk sürdüğünde alt kademelerde de etik çözülme yaşandığı, küçük memurların yolsuzluğu bir 'geçim mekanizması' olarak gördüğü ve büyük çıkar ağlarının işleyişinin alt düzeydeki esnek bürokrasiye dayandığı belirtiliyor.

Çözüm olarak 'yükselen baskı' olarak adlandırılan yönde dijitalleşme, güvenli ihbar kanalları, muhbir koruma yasaları ve mali ödüller önerilirken, 'inen baskı' olarak adlandırılan yönde ise tamamen bağımsız, siyasi dengelerden etkilenmeyen ve büyük isimleri izleme cesareti bulunan bir yargısal mekanizmanın kurulması gerektiği vurgulanıyor. Sonuç olarak yolsuzluğun birbirini koruyan parçalardan oluşan bütüncül bir sistem olduğu ve ancak üstten yargısal baskı ile alttan toplumsal ve yapısal denetim eş zamanlı uygulandığında çözülebileceği savunuluyor