Almanya, onlarca yıl Avrupa'nın ekonomik motoru olarak anılan sanayi gücü son yıllarda çetin bir sınavla karşı karşıya. Ülkenin kimliğiyle özdeşleşen otomotiv sektörü, Çin kaynaklı sert rekabet ve elektrikli araçlara geçiş sürecinin baskısıyla sarsılırken üretim hatlarında yavaşlama görülüyor. Enerji ve üretim maliyetlerinin yükselmesi, sanayi mevzuatının ağırlaşması ve Çin ile ABD pazarlarındaki talep daralmasıyla artan gümrük engelleri tabloyu ağırlaştırıyor.

Volkswagen'in 88 yıl sonra Dresden'deki fabrikasını ilk kez kapatması, diğer tesislerde üretim ve istihdamın azaltılmasına yönelik açıklamalar, sanayi devinin artık tarihsel sembollerin bile bağışıklığı kalmadığını gösterdi. Üretim yavaşladıkça sanayi kentlerinde hane gelirleri daralıyor, büyük şirketlerin sarsılmasıyla bu şirketlere bağlı küçük ve orta ölçekli tedarikçiler de etkileniyor; kentlerin sanayi vergilerine dayanan bütçeleri baskı altına giriyor. Uzmanlar "şehirlerin çöküşü" senaryosunu abartılı bulsa da bazı sanayi bölgelerinde derin mali sıkıntılar için kalıcı reformların gerekli olduğu değerlendiriliyor.

Almanya, enerji politikalarını gözden geçirip sanayi dönüşümünü biçimsel değil fiili destekleyerek yeni bir denge kurmak zorunda