Iraklı köşe yazarı, ülkenin petrol ve doğal kaynaklar bakımından dünyanın en zengin devletlerinden biri olduğunu hatırlatarak asıl sorunun bu zenginliğin halka yansıyıp yansımadığı olduğunu yazdı. Yazar, 2005 Irak Anayasası'nın 14, 30, 31, 34 ve 111. maddelerinde vatandaşlara eşitlik, onurlu yaşam, sağlık, ücretsiz eğitim ve petrol gelirlerinin tüm halka ait olduğunun garanti edildiğini ancak bu hakların büyük ölçüde kâğıt üzerinde kaldığını savundu.

Kırk yıl çalışan bir emeklinin temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyen bir maaşla yaşlandığına, öğretmen, doktor ve mühendislerin hizmet ömrü boyunca çocuklarını barındıracak bir ev almaya güç yetiremediğine dikkat çekti. Aynı diploma ve hizmet yılına sahip memurların çalıştıkları bakanlığa göre farklı maaş almasını, Eğitim, Tarım, Kültür ve Belediye bakanlıklarında görev yapanların ciddi imkânsızlıklarla karşılaşmasını anayasada yer alan eşitlik ilkesine aykırı bulduğini belirtti. Petrol gelirlerinin ülke genelinde eşit dağıtılmadığını, Basra, Meysan, Zikar, Vasıt ve Kerkük gibi üretim kentlerinin çevre kirliliği, altyapı aşınması ve sağlık sorunlarına rağmen yeterli petroldolar payı alamadığını, hastane, okul, yol, su ve kanalizasyon eksikliklerinin sürdüğünü ifade etti.

Singapur, Avusturya, Almanya, Kanada, Norveç ve Finlandiya örneklerini vererek konut, sağlık ve emeklilik sistemlerinin insan onuruna yetecek düzeye çıkarılması gerektiğini vurguladı. Çözüm olarak maaş skalasının adalet ve liyakate göre tek tip düzenlenmesini, petroldoların üretim kentlerine tam ve zamanında ödenmesini ve ulusal gelirin nüfus, yoksunluk ve kalkınma ihtiyacına göre paylaştırılmasını önerdi. Yazara göre asıl soru, Irâklının kendini tam haklara sahip bir vatandaş olarak görüp görmediği; çünkü vatandaşlık ancak haklarda ve yaşam koşullarında eşitlik sağlandığında anlam kazanıyor