Kerkük'ün dar sokaklarında yürürken geçmişin kokusu her adımda hissedilir; kentin hafızası, yılların aşındıramadığı izleriyle canlı kalır. Bir zamanlar Müslüman ve Hristiyanların, Arap, Kürt ve Türkmenlerin yan yana yaşadığı bu kentte komşular birbirinin sevinçlerini milliyet ya da din ayırmaksızın paylaşırdı. Ahmed Ağa Caddesi, Kerkük'ün otantik yaşamını yansıtan açık bir müze gibidir; eski dükkânların cepheleri ve halk kahveleri dönemin ruhunu bugüne taşır.

Sabahları kapının önünde pişen taze ekmeğin kokusu, seyyar satıcıların sesleri ve sebze arabalarının canlı renkleri kentin günlük müziğini oluşturur. Ahmed Ağa köşesindeki peynir, kaymak, süt ve tereyağı satan küçük dükkanlar, babadan oğula aktarılan mesleklerin ve kent kimliğinin tanıklarıdır. Kerkük, siyasetin ayrılık tohumları ekmesine karşın ortak yaşam iradesini korumuş, tarihsel dokusuyla her zaman daha kalıcı olmuştur.

Kenti tanıyanlar için Kerkük yalnızca bir yer değil, gönüllerde taşınan, özlemi mesafelerle büyüyen küçük bir vatandır