Irak'ta 2005 anayasasıyla şekillenen federal sistem, bölgesel özerkliğin merkezi yönetim karşısında korunması mı yoksa merkezileşme politikalarının gölgesinde sıkışıp kalması mı sorusuyla gündemde. Irak'ta 2005 anayasasının yürürlüğe girmesiyle birlikte federal sistem, etnik ve mezhebi çeşitliliği barındırmak amacıyla tasarlanmış olsa da bugün merkezi yönetimin ağırlığı altında ciddi bir sınavla karşı karşıya. Edinilen bilgilere göre federal yapının yalnızca yasal bir düzenleme olmadığı, merkezileşmeye karşı tarihsel bir tampon görevi gördüğü ve toplulukları tekeline karşı koruduğu vurgulanıyor.

Eleştirmenlere göre ise Irak'ın mevcut deneyimi, federalizmin 'boğulması' ile karşı karşıya. Yetkililerin yasaları ve mali kaynakları merkeziyetçi bir araç olarak kullandığı, böylece federal ruhunu zayıflattığı ifade ediliyor. Federal yapının anayasal güvencelere rağmen fiiliyatta merkezi kontrolün gölgesinde kaldığı, demokratik bir çözüm olmaktan çok toplumsal ihtiyaçlara yanıt vermeyen bir düzenek olarak sunulduğu belirtiliyor.