Kerbela, İmam Hüseyin ve Abbas'ın türbeleriyle yüzyıllardır önemli bir dinî merkez olarak kabul görüyor. Tarihçi ve araştırmacı Said Reşid Zemizem, kentte ölülerin kutsal mekânlara defnedilmesinin uzun süredir süregelen dinî bir gelenek olduğunu belirtti. Hindistan, Keşmir, Pakistan ve İran'dan yaklaşık 17 kral, prens ve yönetici, Kerbela'nın Müslümanlar nezdindeki manevi konumu nedeniyle bu kentte defnedildi.
Zemizem, kentin tarih boyunca Şeyh Yusuf Bahrani, Vahid Behbehani ve Muhammed Takî gibi yüzlerce dinî, ilmi ve edebi şahsiyetin cenazesini ağırladığını söyledi. Bazı tarihî figürlerin naaşlarının başka kentlerden Kerbela'ya taşındığını; Şerif er-Radî ve Şerif el-Murteda'nın da farklı dönemlerde buraya getirildiğini ifade etti. Hüseyniye ve Abbasîye türbeleri çevresinin yöneticilere, âlimlere ve hatipere ev sahipliği yaptığını vurgulayan Zemizem, Kerbela'nın ziyaret merkezi olmasının yanı sıra ilim ve kültür merkezine dönüştüğünü kaydetti.
Kent, her yıl iç ve dışından gelen binlerce cenazeyi ağırlamaya devam ederken, İran dini lideri Ali Hamaney'in naaşı da Necef ve Kerbela'da düzenlenen törenle toprağa verildi