Avrupa ülkeleri, Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği yeni güvenlik ortamı nedeniyle karadan etkili personel mayınlarının kullanımını yeniden değerlendiriyor. Bu tartışma, söz konusu silahların 1997 Ottawa Antlaşması ve uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde yasaklanmasından yıllar sonra gündeme geliyor. Bazı ülkeler, sınır güvenliği ve caydırıcılık ihtiyacını öne sürerek mayınların savunma aracı olarak görülmesi gerektiğini savunuyor.

İnsan hakları ve silah kontrolü çevreleri ise mayınların siviller için uzun vadeli risk oluşturduğunu ve bu silahlara dönüşün ahlaki bir gerileme anlamına geleceğini belirtiyor. Tartışma, Kıta’nın Soğuk Savaş sonrası dönemde inşa edilen güvenlik anlayışında bir kırılma olarak yorumlanıyor. Sınır savunması için kısa vadeli güvenlik beklentileri ile uzun vadeli insani bedeller arasındaki denge, Avrupa’nın silahlanma ve etik dış politika tartışmasının merkezine yerleşiyor.

Konu, NATO üyesi ülkelerin savunma stratejilerini ve uluslararası silah kontrol rejimlerinin geleceğini yakından ilgilendiriyor