Irak’ta yolsuzluk, basit bir mali suç olmanın ötesine geçerek devlet ile toplum arasındaki ilişkiyi yeniden şekillendiren paralel bir sisteme dönüşmüştür. Şeffaflık Uluslararası örgütünün Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Irak’ın sürekli olarak alt sıralarda yer alması, sorunun idari bir zayıflıktan öte yapısal bir kriz olduğunu ortaya koymaktadır. Ali Ziyadi hükümeti, yolsuzlukla mücadele söylemini kalıcı kurumsal politikaya dönüştürme konusunda erken ve zorlu bir sınavla karşı karşıyadır.

Sınır kapıları, büyük yatırım sözleşmeleri ve kamu projeleri gibi hayati kurumlar, parti çıkarları ile ekonomik çıkarların iç içe geçtiği alanlar haline gelmiş, bazı siyasi güçlere bağlı “ekonomik heyetler” bu iç içe geçişin görünür yüzü olmuştur. Hükümet, son aylarda geniş çaplı bir kampanya başlatmış, üst düzey yetkililere yönelik gözaltılar, aramalar ve milyonlarca dolarlık mal varlığına el koyma işlemleri gerçekleştirmiştir. Bu adımlar dosyanın siyasi söylem alanından yargı ve güvenlik alanına taşındığını göstermektedir.

Asıl başarı, başlatılan kampanyanın darbe dengelerine bağlı kalmadan süreklilik kazanması, kamu yönetiminin dijitalleşmesi ve yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi yoluyla yolsuzluğu üreten kuralların değiştirilmesinde ölçülecektir. Para aklama ve yasadışı faaliyetlerin finansmanına ilişkin uluslararası kısıtlamalar da hesaba katıldığında, mücadelenin başarısı devletin tüm aktörlere aynı hukuk standardını uygulayabilmesine bağlıdır. Yolsuzluğa karşı kalıcı bir kurumsal kültürün yerleşmesi, başkentin ötesinde Irak Kürdistan Bölgesi yönetimini de kapsayan ulusal bir iyi yönetişim standardının oluşturulmasına katkı sağlayabilir