Beslenme uzmanları, günde üç ana öğün tüketmek ile öğünleri küçük parçalara bölerek sık sık yemek arasındaki tartışmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uzmanlar, her iki yaklaşımın da metabolizma üzerindeki etkisinin büyük ölçüde toplam günlük kalori alımına bağlı olduğunu, bu nedenle öğün sayısının tek başına metabolizmayı belirlemediğini vurguladı. Günlük alınan kalori miktarı sabit kaldığı sürece, 2000 kalorilik bir diyetin üç ya da altı öğüne bölünmesinin metabolizma hızı açısından benzer sonuçlar verdiği belirtildi.
Sağlıklı ve sürdürülebilir kilo kaybının, tüketilen kalorinin yakılan kaloriden az olması ve bunun düzenli fiziksel aktiviteyle desteklenmesiyle mümkün olduğu ifade edildi. Öğün sayısının kişiden kişiye farklı etkiler yarattığı, bazı kişilerin büyük öğünlerle daha uzun süre tok kaldığı, bazılarının ise iki saatte bir küçük atıştırmalıklarla daha rahat ettiği aktarıldı. Protein, sağlıklı yağ ve lif açısından dengeli öğünlerin tokluk süresini uzattığı, şeker ve rafine karbonhidrat oranı yüksek öğünlerin ise hızlıca sindirilip kısa sürede yeniden açlık hissi oluşturduğu kaydedildi.
Diyabet veya insülin direnci bulunan bireyler için büyük öğünler sonrası kan şekeri yükselmelerini önlemek amacıyla daha küçük ve sık öğünlerin tercih edilebileceği bildirildi