Tıp uzmanları, halk arasında "sessiz katil" olarak bilinen yüksek tansiyonun birçok hastada belirgin şikâyete yol açmadan yıllarca ilerleyebildiğini ve bu sürede kalp, böbrek, beyin ve damarlarda kalıcı hasar oluşturabildiğini belirtiyor. Kan basıncı, kalbin atardamarlara pompaladığı kanın oluşturduğu güç olarak tanımlanıyor; sistolik değer kalbin kasılmasını, diyastolik değer ise kalbin iki atım arasındaki dinlenme anını gösteriyor. Sürekli olarak 140/90 mmHg üzerindeki ölçümler yüksek tansiyon olarak kabul ediyor; şeker hastalığı veya böbrek hastalığı bulunanlarda bu eşik daha düşük değerlendiriliyor.
Hastalığın baş ağrısı, baş dönmesi, bulanık görme, nefes darlığı ve burun kanaması gibi belirtileri genellikle basıncın tehlikeli seviyelere ulaşmasının ardından ortaya çıkıyor. Uzmanlar, erken tanı için 40 yaş üzerindeki kişilere ve ailesinde hipertansiyon öyküsü bulunanlara düzenli tansiyon ölçümü yapılmasını, tek bir ölçüm yerine farklı zamanlarda tekrarlanan ölçümlerle değerlendirme yapılmasını ve gerektiğinde 24 saatlik ambulatuvar takip cihazıyla kontrol sağlanmasını öneriyor. Tedavide ise tuz tüketiminin azaltılması, düzenli sebze ve meyve tüketimi, fiziksel aktivite, sağlıklı kilo, sigaranın bırakılması, stres yönetimi ve doktorun reçete ettiği ilaçların düzenli kullanımı öneriliyor