Kürtlerin ve Zagros halklarının tarihi çoğu zaman kendi kalemlerinden değil, eski imparatorluk merkezlerinin bakış açısından aktarılmıştır. Sümer ve Akad gibi devletler, sadece askeri ve siyasi alanda değil, bilgi üretimi ve arşivleme araçlarını da ellerinde tutmuş; söz konusu kesimler bu merkezlerin ürettiği metinlerde dağlık, asi ya da devlet düzeninin dışında kalan topluluklar olarak tanımlanmıştır. Guti ve Lullubi gibi Zagros halklarına ilişkin bilgilerin büyük bölümü, komşu devletlerin çıkarlarına göre yazılmış metinlerden gelmektedir; bu toplulukların kendi anlatıları ise sınırlı düzeyde ya da hiç ulaşmamıştır.

Geç Sümer metinlerinde Guti dönemi bir kaos ve çöküş evresi olarak sunulsa da, söz konusu toplulukların Mezopotamya'da uzun süre yönetimi sürdürebilmesi, belirli bir siyasi ve idari düzen kurduklarına işaret etmektedir. Tarihsel anlatıda asıl sorun kaynakların azlığı değil, bu kaynakların tek taraflı bir perspektifle üretilmiş olmasıdır; arşivin yokluğu tarihsel deneyimin yokluğu anlamına gelmemektedir. Bu nedenle adil bir tarih yazımı, eski metinleri çıkarlara ve yanlılığa açık insan belgeleri olarak okumayı, arkeolojik, dilsel ve coğrafi kanıtlarla birlikte değerlendirmeyi gerektirmektedir.